Ümraniye sabahları sert başlardı. Beton binaların arasına sıkışmış sokaklar, güne gürültüyle uyanırdı. Servisler, minibüsler, aceleci adımlar… Şehir burada kimseyi beklemezdi. Nisa bu tempoya ayak uydurmayı öğrenmişti. Yirmi www.anadoluescortlari.com beş yaşındaydı ve Ümraniye’nin tepeye doğru uzanan, eski ama kalabalık bir mahallesinde yaşıyordu.
Nisa’nın evi, üç katlı bir apartmanın en üst katındaydı. Çatıya yakın olduğu için yazın sıcak, kışın soğuk olurdu. Pencereden baktığında www.anadoluescortlari.com karşı apartmanın duvarını görürdü. Duvarın rengi zamanla solmuştu; Nisa da kendini bazen öyle hissederdi. Eve her döndüğünde çantasını yere bırakır, bir süre ayakta dururdu. Günün yükü vücudundan çıkana kadar hareket edemezdi.
İstanbul’a gelişinin üzerinden beş yıl geçmişti. Küçük bir kasabada büyümüş, genç yaşta çalışmaya başlamıştı. Üniversite hayali vardı ama yarım kalmıştı. Ümraniye’ye geldiğinde bir ofiste çay servisi yapmış, sonra bir mağazada çalışmıştı. Hiçbiri uzun sürmemişti. Kira, borçlar ve yalnızlık birleşince hayat onu hiç istemediği kararların eşiğine getirmişti. O kararları verirken cesur değildi; sadece çok yorgundu.
www.anadoluescortlari.com
Nisa geceleri dışarı çıktığında, içinde sürekli bir çelişki taşırdı. Güçlü görünmeye çalışır, kırılganlığını saklardı. İnsanların bakışları bazen ağır, bazen boş olurdu. Kimse onun kim olduğunu, nelerden vazgeçtiğini sormazdı. Oysa Nisa, bir zamanlar fotoğraf çekmeyi seven biriydi. Işığı, gölgeyi fark ederdi. Şimdi ise çoğu şey gözüne karanlık görünüyordu.
www.anadoluescortlari.com
Gündüzleri uyumak onun için zor olurdu. Ümraniye gündüz de durmazdı. Apartman boşluklarında yankılanan sesler, sokaktan gelen satıcı bağırışları… Uyuyamadığında tavana bakar, geçmişini düşünürdü. Kendine kızdığı anlar olurdu ama en çok da kendini affedememek yorardı.