Ümraniye sabahları erken uyanırdı. Minibüslerin korna sesleri, inşaatlardan yükselen metal gürültüsü ve kalabalığın telaşı, günün başladığını haber verirdi. Şehir burada daha sertti; deniz yoktu, rüzgâr bile binaların arasında www.anadoluescortlari.com sıkışıp kalırdı. Elif, bu gürültünün içinde yaşamayı öğrenmişti. Yirmi dört yaşındaydı ve Ümraniye’nin arka sokaklarından birinde, eski bir apartmanın üçüncü katında yaşıyordu.
Evi küçüktü. Tek oda, dar bir mutfak ve zor kapanan bir kapı… Pencereden görünen manzara başka binalardan ibaretti. Elif için manzara önemli değildi zaten. Eve döndüğünde ilk yaptığı şey ayakkabılarını çıkarmak, sonra sessizce yatağın kenarına oturmaktı. Günün ağırlığı, omuzlarından kolay kolay inmiyordu.
www.anadoluescortlari.com
İstanbul’a gelişinin üzerinden üç buçuk yıl geçmişti. Ailesi Anadolu’da yaşıyordu ve Elif, onlara her telefonda “İyiyim” demeyi alışkanlık haline getirmişti. Başlangıçta Ümraniye’de bir güzellik salonunda çalışmıştı. Uzun saatler, düşük ücret… Sonra iş kapanmış, borçlar birikmişti. Hayat, Elif’i adım adım köşeye sıkıştırmıştı. Aldığı kararlar, hayal ettiği hayattan çok uzaktı ama o an başka bir çıkış görememişti.
www.anadoluescortlari.com
Elif geceleri Ümraniye’nin ışıkları altında yürürken, kendini bazen görünmez hissederdi. İnsanlar ya hiç bakmaz ya da fazla bakardı. İkisi de can yakıcıydı. En çok da insanların onu tek bir kimliğe indirgemesi yoruyordu. Oysa Elif, sadece bundan ibaret değildi. Bir zamanlar üniversiteye gitmeyi düşlemiş, kitap okumayı seven, hayaller kuran bir genç kızdı.
www.anadoluescortlari.com
Gündüzleri uyumaya çalışırdı ama sokaktan gelen sesler, komşuların konuşmaları ve kendi düşünceleri buna izin vermezdi. Aynaya baktığında yüzünü tanımakta zorlandığı anlar olurdu. Bazen makyajını silip uzun süre aynaya bakar, “Ben ne zaman bu kadar yoruldum?” diye düşünürdü. Cevap bulamazdı.
Elif’in tek kaçışı yürümekti. Sabahın erken saatlerinde Ümraniye’nin daha sakin sokaklarında dolaşırdı. Küçük fırınlardan gelen ekmek kokusu, ona çocukluğunu hatırlatırdı. Bazen bir banka oturur, çantasından eski bir defter çıkarırdı. Defterine düzensiz cümleler yazardı; bazen sadece kelimeler, bazen de yarım kalan hayaller…
Bir gün mahalle panosunda asılı bir ilan dikkatini çekti: “Kadınlar için ücretsiz meslek kursları.” Elif ilanın önünde uzun süre durdu. Kuaförlük, aşçılık, dikiş… Hepsi ona başka bir hayatın mümkün olabileceğini fısıldıyordu. Korktu. Çünkü umut etmek, hayal kırıklığını da beraberinde getirirdi. Ama yine de o kâğıdı cebine koydu.