Kartal sabahları griye uyanırdı. Deniz sisli olur, sahil yolunda arabalar ağır ağır ilerlerdi. Şehir ne tam olarak uykudaydı ne de www.anadoluescortlari.com uyanık. Bu aralık saatler, Dilan’ın en sevdiği zamanlardı. Yirmi beş yaşındaydı ve hayatın onu nereye savurduğunu çoğu zaman kendisi de bilmiyordu. www.anadoluescortlari.com Dilan, Kartal’da eski bir sitenin arka bloğunda, tek odalı bir dairede yaşıyordu. Evin penceresi tren yoluna bakardı. Tren her geçtiğinde duvarlar hafifçe titrerdi. İlk zamanlar bu sarsıntı onu ürkütmüştü, sonra alıştı. Alışmak, Dilan’ın en iyi bildiği şeydi. Eve döndüğünde ayakkabılarını kapının önünde çıkarır, montunu sandalyeye bırakır ve yatağın kenarına otururdu. Günün ağırlığını üstünden atması için birkaç dakikaya ihtiyacı olurdu. www.anadoluescortlari.com İstanbul’a gelişinin üzerinden dört yıl geçmişti. Küçük bir şehirde büyümüş, erken yaşta çalışmaya başlamıştı. Ailesiyle ilişkileri kopmamıştı ama kopmaya yakındı. Telefonda konuşurken çoğu şeyi anlatmaz, sesini neşeli göstermeye çalışırdı. Kartal’a ilk geldiğinde bir tekstil atölyesinde çalışmıştı. Uzun saatler, düşük ücret… Sonra başka işler, başka geçici çözümler gelmişti. Hayat onu yavaş yavaş hiç istemediği bir noktaya sürüklemişti. Dilan yaptığı işi kendine bile anlatmakta zorlanıyordu. Geceleri Kartal’ın arka sokaklarında yürürken, insanların bakışlarıyla karşılaşmamak için başını öne eğerdi. Bazıları onu fark etmezdi, bazılarıysa fazla dikkatle bakardı. İki durum da içini acıtıyordu. Çünkü o, görülmek değil; anlaşılmak istiyordu. www.anadoluescortlari.com Gündüzleri uyumaya çalışırdı ama tren sesi, sokaktan gelen bağırışlar ve kendi düşünceleri buna izin vermezdi. Aynanın karşısında durduğunda bazen makyajını silmeden bakar, bazen de yüzünü yıkayıp aynadan uzaklaşırdı. “Ben bundan ibaret değilim” cümlesi, içinden sık sık geçerdi ama yüksek sesle söylemeye cesaret edemezdi. Dilan’ın en büyük kaçışı yürümekti. Sabah erken saatlerde Kartal sahiline inerdi. Balık tutanları izler, martıların ekmek kapma kavgasını seyrederdi. O anlarda hayat, biraz daha sade görünürdü. Çantasındaki eski kulaklıktan müzik dinlerdi; çoğu zaman gençliğinde sevdiği şarkılar… Şarkılar, ona başka bir Dilan’ı hatırlatırdı.