Ümraniye akşamüstleri ağırlaşırdı. Trafik sıkışır, kaldırımlar kalabalıklaşır, gökyüzü binaların arasına hapsolurdu. Ne tam gündüz kalırdı ne de gece başlardı. Aslı bu saatleri severdi. Çünkü kimsenin kimseye dikkat etmediği o aralık, onun için görünmez olmanın en kolay yoluydu. Yirmi üç yaşındaydı ve Ümraniye’nin eski mahallelerinden www.anadoluescortlari.com birinde, yıllar önce apartman yapılmış ama bakımı unutulmuş bir binada yaşıyordu.
Aslı’nın evi küçüktü. Nemli duvarlar, tek kişilik bir yatak ve pencerenin önüne sıkıştırılmış dar bir masa… Pencereden dışarı baktığında başka pencereler görürdü. Başkalarının hayatları, onun hayatına bakardı sanki. Eve her geldiğinde derin bir nefes alır, ayakkabılarını yavaşça çıkarırdı. Gürültülü bir dünyadan sessiz bir köşeye sığınmak isterdi.
İstanbul’a gelişinin üzerinden dört yıl geçmişti. Başlangıçta Ümraniye’de bir pastanede çalışmıştı. Sabah erken girip akşam geç çıkardı. Yorulurdu ama umutluydu. Sonra işten çıkarılmış, birikimi bitmişti. Ailesi uzaktaydı ve her telefonda “İyiyim” demek, onun için bir refleks haline gelmişti. Zamanla alınan yanlış kararlar, geçici çözümler ve çaresizlik, Aslı’yı hiç istemediği bir noktaya sürüklemişti.
Aslı geceleri dışarı çıktığında, içinde iki ayrı insan varmış gibi hissederdi. Biri güçlü görünmeye çalışan, diğeri sürekli yorulan… İnsanların bakışları bazen keskin, bazen kayıtsız olurdu. İki hâl de onu incitirdi. Çünkü kimse onun kim olduğunu www.anadoluescortlari.com sormazdı. Kimse Aslı’nın çocukken resim yapmayı sevdiğini, defterlerini çiçeklerle doldurduğunu bilmezdi.
www.anadoluescortlari.com
Gündüzleri uyumak onun için bir mücadeleydi. Ümraniye gündüz de sessiz olmazdı. Komşular, sokak satıcıları, araç sesleri… Uyuyamadığında tavana bakar, geçmişi düşünürdü. Bir zamanlar grafik tasarım okumak istemişti. Renkleri severdi. Şimdi hayatı, gri tonlara sıkışmış gibiydi.