Üsküdar sabahları erken uyanırdı. Ezan sesiyle birlikte martılar da harekete geçer, Boğaz’ın üzerindeki sis yavaş yavaş dağılırdı. Elif bu saatlerde hâlâ ayakta olurdu. Gecenin yorgunluğu gözlerine çökmüş, bedenini ağırlaştırmıştı ama eve dönmeden önce sahilden geçmeden edemezdi. Deniz ona iyi gelirdi; konuşmaz, yargılamazdı. Elif yirmi dört yaşındaydı. Resmî kayıtlarda sıradan bir İstanbul sakiniydi ama gerçekte, hayatın en sert yüzlerinden biriyle her gün yeniden tanışıyordu. Üsküdar’a gelişinin üzerinden üç yıl geçmişti. İlk geldiğinde bir kafede çalışmış, küçük bir odada kalmıştı. Hayat zordu ama umudu vardı. Sonra işler ters gitmeye başlamıştı: işten çıkarılmış, birikimi tükenmiş, borçlar üst üste binmişti. Yaptığı şeyin adını kendine bile söylemekte www.anadoluescortlari.com zorlanıyordu. Bu bir hayal değildi, bir hedef hiç olmamıştı. Sadece hayatta kalmak için verdiği bir mücadeleydi. Elif her gece kendine “Bir süreliğine” derdi. Ama süre uzadıkça, içindeki yük ağırlaşmıştı. Üsküdar sokakları ona iki farklı yüz gösterirdi. Gündüzleri kalabalık, güvenli, hatta huzurlu… Geceleri ise daha soğuk, daha sessizdi. İnsanlar geçerken başlarını çevirir, bazıları hiç bakmaz, bazıları fazla bakardı. Elif hepsine alışmış gibi görünse de, her bakışta biraz daha içine kapanıyordu.