Ümraniye’nin akşamları gündüzden daha ağır olurdu. Gündüz kalabalığın içine karışan sesler, akşam olunca apartman aralarına sıkışır, daha belirgin hale gelirdi. Meryem bu saatleri severdi; çünkü gündüzün aceleciliği bittiğinde, görünmez www.anadoluescortlari.com olmak biraz daha kolaylaşırdı. Yirmi dokuz yaşındaydı ve hayatın onu getirdiği bu noktayı kabullenmekle kabullenmemek arasında gidip geliyordu. Meryem, Ümraniye’nin eski mahallelerinden birinde, üçüncü kattaki dar bir dairede yaşıyordu. Binanın merdivenleri karanlık, duvarları solgundu. Evinde fazla eşya yoktu; bir yatak, küçük bir masa ve pencere kenarında duran kırık bir sandalye… Pencereden baktığında karşı apartmanın balkonlarını görürdü. Akşamları insanlar sofraya oturur, televizyonlar açılırdı. Meryem o anlarda kendini başka bir hayatı izliyormuş gibi hissederdi. www.anadoluescortlari.com İstanbul’a altı yıl önce gelmişti. Ümraniye’ye ilk taşındığında her şey daha umutluydu. Bir markette kasiyer olarak çalışmış, sonra bir depoda işe girmişti. Çalışmaktan korkmazdı. Ama para yetmezdi. Kira artmış, borçlar birikmişti. Zamanla yanlış insanlarla tanışmış, yanlış sözlere inanmıştı. Hayatı, onun onayını almadan yön değiştirmişti sanki. Yaptığı işi düşünmemeye çalışırdı. Çünkü düşündüğünde içi daralır, nefesi kesilirdi. İnsanlar ona baktığında çoğu zaman bir etiket görürdü; insanı değil. Meryem buna alıştığını sanıyordu ama alışmak, canının yanmadığı anlamına gelmiyordu. Sadece acıyı içine gömmeyi öğrenmişti. www.anadoluescortlari.com Geceleri eve döndüğünde kapıyı kilitler, çantasını yere bırakırdı. Aynaya bakmadan üstünü değiştirir, yatağın kenarına otururdu. Bazen ellerine uzun uzun bakardı. “Bu eller başka bir hayat için de çalışabilirdi,” diye düşünürdü. Bu düşünce hem umut verir hem de canını yakardı. www.anadoluescortlari.com Gündüzleri çoğu zaman uyuyamazdı. Sokaktan gelen sesler, bağıran çocuklar, geçen arabalar… Uyumadığında küçük radyosunu açar, eski türküler dinlerdi. O türküler, ona çocukluğunu hatırlatırdı. Annesinin mutfakta mırıldandığı şarkıları, soba başında geçen kış akşamlarını… O zamanlar hayat daha basitti.