Ümraniye’de akşamlar erken çökerdi. Gündüzün kalabalığı dağılırken sokak aralarında daha ağır bir sessizlik kalırdı. Sokak lambalarının www.anadoluescortlari.com altındaki sarı ışık, binaların yorgun yüzlerini ortaya çıkarırdı. Aslı bu saatleri bilirdi. Çünkü onun hayatı, çoğu zaman gün batımından sonra başlardı. Yirmi dört yaşındaydı ama yaşadıkları, onu olduğundan çok daha büyük göstermişti. Aslı, Ümraniye’nin sanayiye yakın mahallelerinden birinde, giriş katı küçük bir evde yaşıyordu. Penceresi neredeyse kaldırım seviyesindeydi. İnsanlar geçerken içeriyi fark etmezdi ama Aslı onların ayak seslerini ezbere bilirdi. Evde eski bir koltuk, küçük bir masa ve duvara dayalı tek kişilik yatak vardı. Fazlasına ihtiyaç duymuyordu; çünkü burada uzun süre kalacağını hiç düşünmemişti. www.anadoluescortlari.com İstanbul’a gelişinin üzerinden iki yıl geçmişti. Geldiğinde elinde sadece bir çanta ve “bir şekilde olur” cümlesi vardı. Ümraniye’de önce bir kafede çalışmıştı. Uzun saatler, düşük maaş… Yine de dayanmıştı. Sonra kafe kapandı. Ardından kısa süreli işler geldi, gitti. Hayat, Aslı’ya sürekli geçici çözümler sunuyordu. Bir süre sonra bu çözümler, onu istemediği bir yola sürükledi. www.anadoluescortlari.com Aslı yaptığı işi savunmazdı, anlatmazdı da. Çünkü ne savunacak ne de anlatacak gücü kalmıştı. İnsanların bakışlarında çoğu zaman merak değil, hüküm vardı. O bakışlar, Aslı’nın omuzlarına görünmez bir yük bindirirdi. En zor olan da buydu; görünmeyen ama her an hissedilen bir ağırlık. www.anadoluescortlari.com Geceleri eve döndüğünde kapıyı kilitler, ayakkabılarını çıkarır ve yere otururdu. Günün gürültüsü kulaklarında çınlarken, bir süre kıpırdamazdı. Aynaya bakmaktan kaçınırdı ama bazen istemeden göz göze gelirdi kendisiyle. O anlarda içinden “Bu ben değilim” diye geçirdiği olurdu. Ama sonra hayatın, insanı nasıl şekillendirdiğini hatırlardı.