Maltepe’nin kalabalığı, Sevda için her zaman bir perde gibiydi. İnsanlar birbirine çarparak yürür, kimse kimsenin yüzüne uzun uzun bakmazdı. Sevda bunu seviyordu. Yirmi iki yaşındaydı ve görünmez olmak, onun için bir tür korunma www.anadoluescortlari.com biçimiydi. Küçük, rutubet kokan bir apartman dairesinde yaşıyordu. Evin penceresi sokağa bakıyordu; gece olunca geçen arabaların farları duvarlara vurur, odanın içi kısa süreliğine aydınlanırdı. O anlarda Sevda, hayatının da bu ışıklar gibi geçici olduğunu düşünürdü. www.anadoluescortlari.com Maltepe’ye gelişi plansızdı. Bir valiz, biraz para ve çok fazla belirsizlikle gelmişti. Daha önce yaşadığı yerde tutunamamış, umutla girdiği işler birer birer bitmişti. Ailesiyle olan bağı çoktan kopmuştu. Arasa ne diyeceğini bilmiyordu. “Buradayım, yaşıyorum” demek yeterli olur muydu, emin değildi. Sessizlik, onun için konuşmaktan daha kolaydı. Sevda’nın geceleri, içinden çıkması zor bir döngüydü. Kendini güçlü göstermeyi öğrenmişti. Ne hissettiğini belli etmemek, en önemli kuraldı. Eve döndüğünde ayakkabılarını çıkarır, yere oturur, bir süre duvara bakardı. Aynaya bakmaktan hoşlanmazdı; çünkü aynalar ona sadece bugünü değil, olmak istediği ama olamadığı kişiyi de hatırlatıyordu. Bazen ağlamak isterdi ama gözyaşları bile yorucu gelirdi. www.anadoluescortlari.com Gündüzleri ise başka bir Sevda vardı. Saçını sade toplar, kalabalığa karışırdı. Maltepe çarşısında dolaşır, pazardan en ucuz meyveleri seçerdi. Sahile indiğinde denizi izlemek ona iyi gelirdi. Deniz, Sevda için hem özgürlük hem de ulaşılması zor bir hayaldi. Dalgalar ne kadar sert vurursa vursun, geri çekilip yeniden geliyordu. Sevda da kendini buna benzetirdi; her seferinde biraz daha yorgun ama hâlâ ayakta.