Ataşehir’de yağmur yağdığında sokaklar temizlenmezdi, sadece daha yalnız görünürdü. Neon tabelaların yansımaları ıslak asfaltta uzar, gecenin içinden geçen herkes kendi hikâyesini yanında taşırdı. Melisa, bu sokakları en iyi tanıyanlardan www.anadoluescortlari.com biriydi. Yirmi dört yaşındaydı ama hayatla olan pazarlığı çoktan sertleşmişti. Melisa küçük bir apartmanın giriş www.anadoluescortlari.com katında yaşıyordu. Güneş pek girmezdi evine; zaten gündüzleri uyanık olmak ona zor gelirdi. Geceler onun mesaisiydi. Aynı saatlerde makyajını yapar, aynı çantayı alır, aynı yollardan geçerdi. Tekdüzelik ona güven verirdi çünkü sürprizler genelde can yakardı. İstanbul’a gelişini bir hata olarak görmüyordu. Asıl hata, yardım isteyememekti. Lise bittikten sonra ailesinin borçları omzuna yıkılmıştı. “Bir süre çalışırım” demişti. Ama o süre uzadıkça uzamış, hayat başka bir yöne akmıştı. Ataşehir’in parlak vitrinleriyle ilk tanıştığında, bu semtin hayallerle gerçekler arasındaki farkı en sert gösteren yerlerden biri olduğunu anlamıştı. www.anadoluescortlari.com Melisa’nın en çok zorlandığı şey, insanların bakışlarıydı. Bazıları onu hiç görmezdi, bazılarıysa fazlasıyla bakardı. İkisinin de canı yakardı. Oysa Melisa’nın iç dünyası, dışarıdan görünen hayattan çok daha karmaşıktı. Kitap okumayı severdi, özellikle eski romanları. Çantasından hiç eksik etmediği bir kitabı vardı; fırsat buldukça birkaç sayfa okurdu. O anlarda başka birine dönüşürdü. Gecelerden birinde, Ataşehir’de bir otelin önünde beklerken telefonuna eski bir ses kaydı düştü. Annesinin yıllar önce gönderdiği kısa bir mesajdı. “Kendini kaybetme” diyordu. Melisa o mesajı defalarca dinledi. Kaybolup kaybolmadığını düşündü. Belki yönünü şaşırmıştı ama tamamen kaybolduğuna inanmıyordu.