Şile’de rüzgâr hiç eksik olmazdı. Denizden gelen tuzlu hava, dar sokaklardan geçip eski evlerin pencerelerine çarpar, her şeyi biraz daha yıpratırdı. Melek, bu rüzgâra alışmıştı. Yirmi dört yaşındaydı ama sanki yıllardır aynı sert www.anadoluescortlari.com havanın içinde yürüyordu. Küçük bir apartmanın çatı katında kalıyordu; tavanı alçak, penceresi denize bakan bir oda. Manzara güzeldi ama Melek çoğu zaman perdeyi kapalı tutardı. www.anadoluescortlari.com Şile’ye gelişi bir kaçıştan çok mecburiyetti. İstanbul’un merkezinde tutunamamış, her denemesinde biraz daha yorulmuştu. Ailesiyle bağı kopalı yıllar olmuştu. Ne arayan vardı ne de soran. Başlangıçta burada bir çay bahçesinde iş bulmuştu. Yazın kalabalık, kışın sessiz… Mevsim bitince iş de bitmişti. Ardından pansiyon temizliği, kısa süreli işler, yarım kalan sözler… Hayat, Melek’e hiçbir zaman net bir yol göstermemişti. www.anadoluescortlari.com Parası tükendikçe seçenekleri de azaldı. Uzun bir gecenin sonunda, kendine bile anlatamadığı bir karar verdi. O an ne hayal kurdu ne de geleceği düşündü. Sadece o günü atlatmak istedi. “Sonra bırakırım,” dedi. Ama sonra, insanın sandığı kadar yakın değildi. Melek geceleri güçlü görünmeyi öğrendi. Soğuk, mesafeli, sessiz… Şile’nin sakinliği geceleri farklı bir hâl alırdı. Gündüz balıkçı teknelerinin durduğu yerler, geceleri başka hikâyelere ev sahipliği yapardı. Melek, bu hikâyelerin bir parçası olmak istemediğini her defasında kendine hatırlatıyordu. Ama istememek, bazen yetmiyordu.