Sultanbeyli’nin akşamüstleri her zaman biraz aceleciydi. İşten dönen insanların adımları hızlanır, sokaklar kısa süreliğine kalabalıklaşırdı. Zehra, bu saatleri dikkatle izlerdi. Yirmi altı yaşındaydı ama yüzündeki ifade, yaşından çok daha fazla şey anlatıyordu. Hayat ona sorular sormamış, cevapları doğrudan yüklemişti. www.anadoluescortlari.com Zehra İstanbul’a geldiğinde yirmi yaşındaydı. Memleketinde ardında bıraktığı şeyler, özlemden çok kırgınlıktı. Annesinin erken www.anadoluescortlari.com kaybı, babasının sessizliği ve evde bitmeyen yokluk, onu erkenden büyütmüştü. Sultanbeyli’ye geldiğinde bir süre bir evde çocuk bakmış, ardından bir lokantada çalışmıştı. Günler uzun, kazanç azdı. Yine de “dayanırım” diyordu kendine. Ama dayanmak her zaman yetmiyordu. İşler birer birer bitti, borçlar birikti. Ev kirası, faturalar, temel ihtiyaçlar… Zehra, yardım isteyecek kapı bulamadı. Aradığı telefonlar cevapsız kaldı, verdiği emek karşılıksızlaştı. Hayat, onu adım adım sıkıştırdı. Aldığı kararlar, hayallerinin değil, mecburiyetlerinin sonucuydu. www.anadoluescortlari.com Zehra, bu hayatı anlatırken kelimeleri dikkatle seçerdi. Ne kendini aklar, ne de yargılardı. O, sadece hayatta kalmaya çalışıyordu. Sultanbeyli gibi herkesin birbirine yakın yaşadığı bir yerde bu yük daha ağırdı. Gündüzleri sıradan biri gibi davranır, geceleri görünmez olmaya çabalardı. Aynı sokakta her gün biraz daha sessiz yürümeyi öğrenmişti.