Sultanbeyli’de geceler sessiz olmazdı; sadece sesler azalırdı. Uzaktan geçen araçların uğultusu, apartmanlardan gelen televizyon sesleri, arada bir havlayan köpekler… Ebru, bu seslerin arasında yürürken adımlarını saymayı alışkanlık edinmişti. Yirmi üç yaşındaydı ama hayat ona acele etmişti; bazı şeyleri çok erken öğretmişti. www.anadoluescortlari.com Ebru, İstanbul’a geldiğinde hayatta kalmak dışında büyük planlar kurmamıştı. Küçük bir sahil kasabasında büyümüş, erken yaşta ailesini kaybetmişti. Yanına sığındığı akrabalarla uzun süre tutunamamış, kendi başının çaresine bakmak zorunda kalmıştı. Sultanbeyli’ye gelişi bir tercih değil, bir yönlendirmeydi. “Orada kiralar daha uygun,” demişlerdi. Gerçekten uygun olanın ne olduğunu ise zamanla anladı. www.anadoluescortlari.com İlk işini bir pastanede bulmuştu. Sabahın erken saatlerinde tezgâh silmek, akşamları yorgun argın eve dönmek… Yine de çalışmak ona iyi gelmişti. Düzenli bir hayat kurabileceğini düşünmüştü. Ama iş kısa sürdü. Sonra gelen işler hep geçiciydi. Temizlik, paketleme, günübirlik işler… Hiçbiri yeterli olmadı. www.anadoluescortlari.com Borçlar birikmeye başladığında, Ebru’nun seçenekleri azaldı. Yardım isteyecek bir ailesi yoktu. Arkadaşlık sandığı bağlar, zor zamanlarda kopuverdi. Hayat onu yavaş yavaş köşeye sıkıştırırken, verdiği kararların hiçbiri hayal ettiği bir geleceğe ait değildi. O, kendini bu hayatın içinde bulduğunda, bunu bir “seçim” olarak adlandırmadı. Bu, bir hayatta kalma refleksiydi.