Üsküdar’ın arka sokaklarında akşam erken inerdi. Güneş Boğaz’ın arkasına saklandığında, sokak lambaları birer birer yanar, eski binaların www.anadoluescortlari.com gölgeleri kaldırıma uzardı. Elif, bu saatleri iyi bilirdi. Yirmi üç yaşındaydı ve Bağlarbaşı’na yakın, rutubet kokan bodrum katında yaşıyordu. Penceresi neredeyse yer hizasındaydı; dışarıdan geçenlerin ayaklarını görürdü ama kimse onu fark etmezdi.
Elif’in hayatı, dışarıdan bakıldığında tek bir kelimeyle anlatılabilirdi: mücadele. Ama bu kelimenin içinde korku, yorgunluk ve suskunluk da vardı. İstanbul’a geldiğinde elinde sadece bir valiz ve “daha iyi bir hayat” hayali vardı. Önce bir kafede çalıştı, sonra bir mağazada. Maaşlar düşüktü, mesailer uzundu. Bir süre sonra işler kesildi, vaatler havada kaldı. Elif, hayatta kalmanın bazen hayallerden daha acil olduğunu öğrendi.
www.anadoluescortlari.com
Zamanla kendini hiç planlamadığı bir hayatın içinde buldu. Bu bir gecede alınmış bir karar değildi; aksine, yavaş yavaş itildiği bir yoldu. Üsküdar’ın geceleri sessizdi ama bu sessizliğin içinde Elif’in kalbi hep hızlı atardı. Her akşam evden çıkarken kapıyı kilitler, anahtarı çantasına koyar ve derin bir nefes alırdı. Dönüp dönebileceğinden hiçbir zaman tam emin olmazdı.
www.anadoluescortlari.com
En zor anlar, insanların www.anadoluescortlari.com bakışlarıydı. Kimileri görmezden gelir, kimileri küçümserdi. Elif, bu bakışların altında ezilmemek için kendine kalın bir kabuk örmüştü. Ama o kabuğun altında hâlâ kitap okumayı seven, kahve kokusuna mutlu olan, sahilde yürümeyi özleyen genç bir kadın vardı. Bazen Mihrimah Sultan Camii’nin önünde durur, içeri girmeden avluda otururdu. Orada, birkaç dakikalığına bile olsa, kendini başka biri gibi hissederdi.