Üsküdar sabahları sakin olurdu. Martı sesleri, vapur düdükleri ve sahil boyunca yürüyen insanların ayak sesleri birbirine karışırdı. Deniz hep oradaydı ama herkes ona aynı yerden bakmazdı. Leyla, sahile yakın eski bir sokakta yaşardı ve denizi çoğu zaman uzaktan izlerdi. Yirmi dört yaşındaydı ama içinde taşıdığı yorgunluk, yılların birikimiydi.
www.anadoluescortlari.com
Leyla’nın evi küçük, karanlık ve soğuktu. Penceresinden Boğaz görünmezdi; sadece karşı apartmanın duvarı. Oysa Üsküdar’a ilk geldiğinde, her sabah denizi görebileceğini hayal etmişti. İstanbul’a umutla gelmişti. Ailesiyle yaşadığı sorunlar, bitmeyen baskılar ve geçim derdi onu bu şehre sürüklemişti. “Kendi ayaklarımın üzerinde duracağım,” demişti kendine. Ama ayakta durmanın, bazen insanı ne kadar zorladığını bilmiyordu.
İlk zamanlar temizlik işlerine gitti, ardından bir kafede çalıştı. Uzun saatler boyunca ayakta kalıyor, eve geldiğinde yorgunluktan konuşacak hâli kalmıyordu. Kazandığı para yetmedi. Kira arttı, borçlar birikti. Yardım isteyecek kimsesi yoktu. Her kapı, yüzüne biraz daha sert kapanıyordu. Bir noktada Leyla, hayatın ona sunduğu seçeneklerin giderek azaldığını fark etti.
Aldığı karar, bir istekten çok bir mecburiyetti. O hayata adım attığında, bunun geçici olacağını düşündü. Ama zaman, bazı şeyleri insanın üzerine www.anadoluescortlari.com yapıştırıyordu. Geceleri sokağa çıktığında kendini korumayı öğrenmişti. İnsanların bakışlarını ayırt eder, mesafesini ayarlardı. Güçlü görünmek zorundaydı; çünkü zayıflık bu sokaklarda affedilmezdi.
Üsküdar geceleri sessizdir ama bu sessizlik her zaman huzur vermez. Leyla bazen sahile iner, uzaktan denizi izlerdi. Kalabalığın arasına karışmadan, kimseyle göz göze gelmeden… Deniz ona hem kaçış hem de ağırlık olurdu. Bir şeylerin hâlâ güzel olabildiğini hatırlatır, ama o güzelliğin dışında kaldığını da fısıldardı.