Ataşehir’in sokakları gündüzleri tertipli, geceleri ise mesafeli olurdu. Cam kulelerin arasında yankılanan adımlar, çoğu zaman kimsenin kimseye www.anadoluescortlari.com bakmadığı bir telaş taşırdı. Derya bu telaşın içindeydi ama ona ait değildi. Yirmi beş yaşındaydı ve hayatın onu getirdiği bu noktayı hâlâ kabullenmekte zorlanıyordu. www.anadoluescortlari.com Derya, Ataşehir’in iş merkezlerine yakın ama kimsenin adını bilmediği dar bir sokakta yaşıyordu. Evi eskiydi; duvarlarda çatlaklar, pencerelerde kapanmayan boşluklar vardı. Kışın soğuk, yazın bunaltıcı olurdu. Buna rağmen orası onun sığınağıydı. Kapıyı kapattığında dış dünyayla arasına ince de olsa bir sınır çekebiliyordu. İstanbul’a gelişinin üçüncü yılıydı. Geldiğinde elinde bir üniversite kaydı ve büyük hayaller vardı. Okulu yarıda kalmıştı; para yetmemişti. Önce bir çağrı merkezinde çalışmış, sonra işten çıkarılmıştı. Ataşehir pahalıydı, hayat hızlıydı ve Derya bu hıza ayak uydurmakta zorlanmıştı. Yardım istediği kimse olmamıştı. Zamanla “geçici” dediği şeyler kalıcı hale gelmişti. www.anadoluescortlari.com Geceleri dışarı çıkarken aynaya bakmazdı. Bakarsa da sadece saçını düzeltir, yüzüne uzun uzun bakmaktan kaçınırdı. Aynalar ona olmak istemediği bir hayatı hatırlatıyordu. İnsanlar onunla konuşurken adını sormazdı. Sormadıkları her isim, Derya’yı biraz daha silik hale getirirdi. Ataşehir’in ışıkları altında yürürken çoğu zaman kendini görünmez hissederdi. İnsanlar yanından geçerdi; takım elbiseler, hızlı adımlar, kulaklıklar… Kimse durup “Nasılsın?” demezdi. Derya da sormazdı. Sormayı bırakalı uzun zaman olmuştu. Gündüzleri uyuyamazdı. İnşaat sesleri, sirenler, kapı gıcırtıları… Uyumadığında defterini çıkarırdı. O defter, kimsenin bilmediği bir dünyaydı. Oraya hayal ettiği başka bir hayatı yazardı. Küçük bir kafe, sade bir yaşam, kimsenin ona yukarıdan bakmadığı bir düzen… Yazmak, ona kısa süreli de olsa nefes aldırırdı. Bir gün, Ataşehir’deki bir sağlık ocağının panosunda bir ilan gördü: “Kadınlar için ücretsiz destek ve danışmanlık.” Derya durdu. İlanı defalarca okudu. İçeri girmedi ama o kâğıt, gün boyu aklından çıkmadı. Eve döndüğünde defterine tek bir cümle yazdı: “Belki yardım istemek zayıflık değildir.”